Pazartesi, Şubat 27, 2006

Maç Sayısı

The man who said 'I'd rather be lucky than good' saw deeply into life. People are afraid to face how great a part of life is dependent on luck. It's scary to think so much is out of one's control. There are moments in a match when the ball hits the top of the net and for a split second it can either go forward or fall back. With a little luck, it goes forward and you win... or maybe it doesn't, and you lose.

tr. "İyi biri olacağıma şanslı biri olayım" diyen insan hayatı anlamıştır. İnsanlar hayatlarının öenmli oranda şansa bağlı olduğu ile yüzleşmekten korkarlar. Önemli oranda kontrolün kendi elimizde olmadığı düşüncesi korkunçtur. Maç esnasıda topun fileye çarpıp havalandığı ve hangi tarafa gidiceğinin bilinemediği önemli anlar yaşanır. Az bir şans ile o top karşı tarafa geçer ve siz kazanırsınız veya geçmez ve kaybedersiniz.

Güzel bir film olmuş. Her ne kadar Woody Allen filmi olmaktan uzaksa da, filmin içinde serpiştirilmiş Allen izlerine rastlamak mümkün. Zeki Demirkubuz'un Bekleme Odası filminde kanımca becemediği Dostoyevski atıflarının bu filmde nasılda güzel yerli yerine oturduğunu görüyoruz. Bir de tabi Londra var ki, filmde çok güzel işlenmiş. Woody Allen'ın diğer filmlerinde gördüğümüz Ney York'u anlatmaktaki başarısı bu sefer Londra'yı anlatırken yinelenmiş.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

korsan film sektörüne "ibne tenisçiler" olarak geçmesini önerdigim entel filmi.. bir dost..

Onur Altunsaray dedi ki...

Selamlar abi..you may recognise me..Bilge's brother..walla gördüm sizde şu blogları, bende de bi heves bastırageldi şu blog olayına der demez açtım bi blog.her daim yorumlarınızı beklerim:))Take care ===== http://altunsarayonur.blogspot.com