Salı, Ocak 08, 2008

Eymir'de kar

Geçen sene de böyle yapmıştık. Kar yağar yağmaz telefonlaşıp soluğu Eymir'de almıştık. Gene yaptık. Çok güzel oldu. İstanbullular dalga geçiyor ya bizle, bu da göl mü canım, su birikintisi diye. İnsan Ankara'da yaşayınca o su birikintisinin bile tadını çıkarıyor. Heryer bembeyazdı. üstüne üslük geçen seneden farklı olarka bu sene göl de buz tutmuştu. Kenarından kenarından buzun üstünde bilem yürüdük. Bir sürü fotograf, video çektik. Balık ekmek, sucuk ekmek yiyip bira içtik. Balıkçıların küçüçük sundurmalarının içinde yanan sobadan ısınmaya çalıştık. Bir sürü muhabbet döndü, ama en unutulmazı Ümit'in ayaklarının büyümesiydi. Heryer buz, ayaklarımız donuyor. Baktım Ümit ayakkabı ile gelmiş. Hayrola oğlum, senin bir sürü şahane botun vardı dedim. Mevzu ordan açıldı. Son üç ayda Ümit'in ayak numarası 41 buçuktan 43'e neden çıktı? Kilo aldığı için mi? Yok canım ne alakası var? Yaşlandığı için. Yaşlandıkça insanın burnu kulakları ile birlikte ayak numarası da büyüyormuş. Mehmet'im ordan atıldı. Kulağı ayak numarasını bilmem ama burunlar az daha büyürse biz Umut'la safi burun olacağız.

3 yorum:

Umit dedi ki...

Çamur insanlarıyız biz hocam senin de dediğin gibi, bize Eymir yetiyor:)))

elegimsagma dedi ki...

yeter ki kafalar büyümesin!
:P

Anıl dedi ki...

bu organizasyonlardan niye bizim haberimiz olmuyo alla allaaaa.çocuğumuz var diye dışlıyo musunuz bizi.aaaaaaaaaaa