Pazartesi, Nisan 28, 2008

Geç kalmış yazı

"Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar." buyurdu başvekil. Hali hazırda iktidara haiz olan fıkrayı demokrasi melakesi ilan eden mürekkep yalamış, amele cephesinde siyaset icra ettiğini iddia eden kesime tüm sözlerim. Daha evvel de dikkat buyurmuştum. Herkes kendine demokrat diye, nitekim, mevzu bir mayısın Taksim'de kutlanması veya amele bayramının tatil olması olunca haşa ayakların ne haddine oluyor, fakat mevzu toplumsal cinsiyet algısında ata erkilliği bir norm haline getirecek örtünme olunca "ayaklar ", ki o vakit, o kesime, iktidar fıkrasının destekçilerine "ayak" demek en büyük günah oluyor, ne elitistliğiniz kalıyor, ne de size yöneltilen "ya sev ya terket" naraları, demokrasinin asıl sahibi oluveriyor. Aman ha yanlış anlaşılmasın, etnik ve dini kimliği, kamusal alan da dahil her yerde sergilemek isteyenlerin demokrasi mücadelelerine sözüm yok. Aman yanlışsam düzeltin, ameleden taraf siyeset yapanlar, amelenin, başvekilin de dediği gibi ayak takımının, ülke yönetilirken kendi haklarının da dikkate alınması için kendilerini ifade etme özgürlüklerini savunmaları gerekmiyor mu?

1 yorum:

e. dedi ki...

Bu posta bloğuma yazdığımı aynen eklemek istiyorum Umut:

Sehrimin sokaklarinda (yurt dışındaydım ve bir Türk gazetesinde gördüğüm manzaralar oldukça ürkütücüydü)yasanan insanlik ayibinin bir daha tekrarlanmamasini dilerim.

Dusunuyorum da, Henry Ford yuzyillar once emege mal ettigi "seri imalat" bilincinin bugun yasananlara neden olacagini bilseydi, tarih adami olma pahasina inaclarindan vazgecer miydi?