Pazar, Şubat 07, 2010

Paris dönüşü

İki hafta kadar oldu Paris'ten döneli. Ha bugün yazacağım, olmadı yarın akşam yazarım canım, derken günler geçti. Kendileri zaten bu aralar geçerken pek bana sormuyor. Çok güzel, çok yorucu, çok kıskandığım bir haftaydı. Altı günün 4 günü Eragny Organize Sanayii'nde Sony ilen Toyota fabrikalarının arasında kalan Sagem'de toplantı üstüne toplantı yaptım. Yetmezmiş gibi 4 günün 3 günü oturum başkanıydım. Kenara çekilip de iki dakka kafa dinleyeyim de diyemedim. Kötüsü Fransa savunma sanayii de bizimki gibi internetin kötülüklerinin farkına varmıştı. Sonuç, toplantı salonunda internetsizdik. Ha bu esnada canım sevgilim Rabik, çok sevgili dostum Bilge beyler ve eşi Özge hanımlar, o Pont Neuf sizin, bu Pompedue bizim, akşama kadar gezip, akşam kalan 3 gram enerjimle hayran kalmaya çalıştığım Paris konusunda açmak istediğim muhabbetlere, "Biz onu gündüz konuşmuştuk!" diyerek limon sıktılar. Durum o kadar da sıkıcı değildi tabi. Sabah 7'de çıkıp 2 -2.5 saatte vardığımız Avrupa Birliği'ne girmiş Sincan OGS kılıklı yerden akşamları 1.5 saatte dönebiliyorduk. Sonrasında 8 civarı kendimizi caddelere vurup, şöyle bir Paris çekip ciğerlerimize, mekanların en şahanesinden bol şaraplı, güzel yemekli, derin sohbetli geceler geçirdik. Cuma gününü de Montmartre ve Latin Square'e adayınca değmeyin keyfime. Sorbonne'un hemen önünde müşterilerinin yarısı en az 60lık hocalardan, diğer yarısı en çok 25indeki öğrencilerden oluşan kafelere oturduk sevdiğimle. Kafenin sigara büfesinden bir paket Gitane alıp, espressomun yanında birini tüttürdüm. Sonra el ele, o sahaf senin bu sahaf benim gezip, plak, dergi, kitap yüklendik. Kağıt bardakta sıcak şarap alıp, tekne ile Seine gezdik. Gönül daha ne ister?

2 yorum:

Berfu dedi ki...

Umutcum sen çalış, Rabiş gezsin. Ohhhh:)
şaka bir yana, benim uc gunluk bir Paris gezintim olmuştu geçen sene, o da aynen böyle anlattığın gibiydi. beklentim yüksek oldugundan mıdır nedir o zaman pek sevmemiştim şehri. Şimdi enetersandır, özlediğimi fark ettim...
Buraya da bekliyoruz efendim.

ozge dedi ki...

amanin ne de güzel yazmışın Umutcum :) şimdik böyle okuyunca yeniden aklıma geldi sıradaki buluşma noktamız neydi:)